İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaş sebze-meyve piyasasındaki fahiş fiyat uygulamasına yönelik “Tarladan Markete Fiyat Yolculuğu” soruşturması kapsamında gözaltına alınan 40 büyük dağıtıcı firma yöneticisinin tamamı tutuklandı. 22 ilde 109 yerde arama yapılan operasyonda Rekabet Kurulu, Ticaret Bakanlığı ve hal müdürlüklerinden raporlar alındı, 1029 çiftçinin beyanına başvuruldu. Adalet Bakanı Gürlek, fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayanlarla mücadelenin süreceğini belirtti. Ancak Merkez Bankası’nın araştırmaları, sebze-meyve fiyatlarının yüksekliğinde üretici örgütlerinin zayıflığı, aracılar, taşıma-depolama maliyetleri, hava koşulları ve enerji giderleri gibi birçok faktörün bir arada rol oynadığını gösteriyor. Uzmanlar, yalnızca toptancı-tedarikçilere müdahale ile kalıcı fiyat istikrarı sağlanacağına dair iktisadi güvence bulunmadığını vurguluyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “yaş sebze-meyve piyasasındaki fahiş fiyat uygulamasına” yönelik yürüttüğü soruşturmada gözaltına alınan 40 büyük dağıtıcı firma yöneticisinin tamamı tutuklandı. Hakkında gözaltı kararı bulunan bir şüpheli aranıyor.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre, “Tarladan Markete Fiyat Yolculuğu” adı verilen soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor.
Soruşturma kapsamında Rekabet Kurulu, Ticaret Bakanlığı ile İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Antalya büyükşehir belediyelerinin hal müdürlüklerinden şüphelilerin yaş sebze-meyve ticaretindeki işlem hacimlerine ilişkin raporlar talep etti. Vergi Denetim Kurulu’nun çalışması kapsamında 1029 çiftçinin beyanına başvuruldu. Savcılık, tedarikçi konumundaki 41 büyük toptancı-tedarikçi firma yöneticisinin “fahiş fiyat uygulamasına sebebiyet verdiğinin” tespit edildiğini açıkladı. 22 ilde 109 iş yerinde ve konutta arama yapıldı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonun başladığı 15 Eylül’de soruşturmayı duyururken “üreticinin emeğini, vatandaşın bütçesini ve piyasanın adil işleyişini” koruduklarını söyledi; “fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayan ve ekonomik düzeni bozan suçlarla” mücadelenin sürdürüleceğini belirtti.
“Tarladan markete” fiyatların sorumlusu kim?
Soruşturmanın adı ve kullanılan “fahiş fiyat” çerçevesi, yüksek sebze-meyve fiyatlarının odağına büyük toptancı-tedarikçi firmaları yerleştiriyor.
Bu yaklaşım hükümetin son yıllarda gıda enflasyonunun yüksekliğini açıklamak için kullandığı söylemle de örtüşüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fiyat artışlarını birçok kez “fırsatçılık”, “manipülasyon” ve “fahiş fiyat” gibi kavramlarla ele aldı.
2025 başında fahiş fiyat uygulayan işletmelere karşı tüketicilere boykot çağrısı yaptı; aynı yıl zirai donun ardından meyve-sebze fiyatlarındaki artışlarda “manipülasyona” izin verilmeyeceğini söyledi.
Bu yaklaşım yeni de değil. Erdoğan daha önce sebze-meyve fiyatlarındaki artışlara karşı tanzim satış noktalarının kurulmasını “fırsatçılara ders vermek” sözleriyle savunmuştu.
Ancak yaş sebze-meyve zincirinde kartelleşme, kayıt dışılık ya da piyasa gücünün kötüye kullanılmasının fiyatları yukarı iten etkenler arasında olması, sebz ve meyvedeki genel fiyat düzeyinin yüksekliğini, ya da başka bir ifadeyla gıda enflasyonunun nedenini tek başına açıklamaya yetmiyor.
Merkez Bankası: Toptancılar zincirin tek halkası değil
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yaş sebze-meyve fiyatlarına ilişkin kendi araştırmaları arasında yer alan uzman Hüseyin Songül’ün çalışmasına göre, üretici örgütlerinin zayıflığı, tedarik zincirindeki çok sayıda aracı, taşıma, depolama, ambalajlama ve sınıflandırma maliyetleri ile ürün kayıpları sebze-meyve fiyatının oluşumunda bir arada rol oynuyor.
Songül, “üretim sonrası arz süreçlerinde etkinliğin sağlanmasının, sağlıklı fiyat oluşumu açısından üretimde verimliliğin artırılması kadar önemli” olduğunu belirtiyor.
Aracının azalması tüketici fiyatını aynı ölçüde düşürmedi
2012’de yürürlüğe giren Hal Yasası, kayıt dışı aracıları azaltmayı, üreticinin toptancı hallere erişim maliyetini düşürmeyi ve çiftçilerin ürünlerini aracıyı atlayarak doğrudan perakendeciye satabilmesini kolaylaştırmayı amaçlıyordu. Cevriye Aysoy, Duygu Halim Kırlı ve Semih Tümen’in reformu “doğal deney” yöntemiyle incelediği 2015 TCMB araştırmasına göre, bu düzenleme toptan sebze-meyve fiyatlarını belirgin biçimde düşürdü. Ancak perakende fiyatlarında buna denk bir düşüş gözlenmedi.
Araştırmacılar, toptan satış aşamasında azalan marjların bir bölümünün perakendecilere geçmiş olabileceğini; dolayısıyla reformun tüketiciye doğrudan fiyat avantajı sağlamadığına ilişkin bulgular elde ettiklerini belirttiler.
Bu sonuç, dağıtım zincirindeki bir halkaya yönelik müdahalenin nihai tüketici fiyatını aynı oranda düşüreceği varsayımını doğrulamadığını gösterdi.
Gıda fiyatlarında üretim ve maliyet baskısı
Sebze-meyve fiyatlarının seyri aynı zamanda doğrudan üretim ve arz koşullarına bağlı. Merkez Bankası’nın güncel enflasyon değerlendirmeleri de gıda fiyatlarındaki hareketleri yalnızca ticari davranışlarla açıklamıyor. TCMB, hava koşulları ve üretim miktarındaki değişikliklerin işlenmemiş gıda fiyatları üzerinde güçlü bir etkisi bulunduğunu; enerji ve nakliye maliyetlerinin de fiyatlama davranışına yansıdığını düzenli olarak kaydediyor.
Yüksek tüketici fiyatı, üretim miktarı, iklim ve hava koşulları, enerji ve yakıt giderleri, taşıma ve depolama maliyetleri, ürün kayıpları, üretici örgütlerinin pazarlık gücü, aracılık yapısı ve perakende marjlarının birlikte şekillendirdiği bir sonuç olarak hanelere yansıyor.
Rekabet ihlali soruşturması başka, fahiş fiyatın nedeni başka
Rekabet ve ceza hukuku bakımından yaş sebze-meyve ticaretinde dağıtıcıların birlikte fiyat belirlediği, kayıt dışı işlem yaptığı veya piyasa gücünü kötüye kullandığının kanıtlanması,ayrıca değerlendirilmeyi ve cezalandırılmayı gerektiren ihlaller olarak her zaman soruşturulabilir.
Ancak TCMB’nin bulguları, tek başına böylesi ihlallerin ortadan kaldırılmasının pazarda tüketicinin yüksek sebze-meyve fiyatlarıyla karşılaşmasını ortadan kaldıracağı sonucunu doğrulamıyor.
Nitekim soruşturma da bu aşamada “fahiş fiyatlar“ın ne kadarının bu tutuklanan 41 dağıtıcının davranışlarından kaynaklandığına ilişkin bir oran ortaya koymuş değil. Buna karşılık operasyonun “Tarladan Markete Fiyat Yolculuğu” adıyla ve “fahiş fiyat” odaklı yürütülmesi, sebze ve meyve fiyatlarının yüksekliğini tek bir nedene indirgeme eğilimini yansıtıyor.
TCMB’nin araştırmalarının sergilediği tablo ise daha karmaşık: doğrudan üretici ile nihai tüketici arasındaki süreçte aşırı kâr hırsı veya rekabet ihlali gerçek bir sorun olsa da tarladaki üretim maliyetinden market rafındaki perakende marjına kadar bütün zincir değişmeden yalnızca toptancı-tedarikçilere yönelik müdahalelerle kalıcı fiyat istikrarı sağlanacağına dair bir iktisadi güvence yok.
(AEK)