HalkTV yazarı Bahadır Özgür’ün yazısından alıntı

TEKFEN GÖZ KAMAŞTIRIYOR!

Tekfen Holding’in yüzde 25’i halka açık. Yüzde 42.8’i el koyulan Can Holding’e ait. Kalanı da ARY Grup’un. Yani çoğunluk TMSF’de.

Borsadaki hisselerin değeri şu an 55 milyar lirayı buluyor. Özellikle gübre sektörü başka olmak üzere kapsadığı pazarlar dikkate alındığında, gerçek değeri milyarlarca dolar.

Şu tabloda Tekfen Holding’in tüm iştirakleri görülüyor:

Tekfen’in ana gücü gübre ve inşaatta. Toros Gübre, Gübretaş ve İgsaş ile beraber pazarın yüzde 60’ına hakim. En büyük 500 şirket listesinde 56. sırada. Gübre sektöründe ise lider. Geçen yılın satış hacmi 29 milyar lira. Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi’nin işletmecisi. Limanı ve gemi filosu var. Ceyhan, Mersin ve Samsun’da gübre fabrikaları bulunuyor. Ayrıca Alanar Tarım üzüm, incir vb. ürünlerin ihracatında pazar liderlerinden.

Tekfen’in diğer yüzünü ise inşaat oluşturuyor. Yurt dışında büyük projelerin üstlenicisi. Geçen hafta Azerbaycan’ın milyonlarca dolar değerindeki yeni merkez bankası binasını teslim etti.

Tekfen’in inşaattaki pazar profili de şu şekilde:

Orta Doğu’da özellikle Suudi Arabistan ile imzaladığı büyük projelerin değeri milyonlarca doları buluyor. 31 Mart 2006 itibariyle Tekfen’in yurt dışında devam eden inşaat projelerinin toplam değeri tam 494 milyon dolar.

TMSF yönetimine geçtikten sonra halen devam eden inşaat projelerinden elde edilecek gelirin dağılımı da şöyle:

Can Holding’in sahibi Kemal Can ifadesinde satın aldığı şirketler, üniversite ve medya için hep aynı kalıp cümleyi kullanmıştı: “Bir devlet büyüğümüzün tavsiyesi ile…” Bu ‘devlet büyüğünün’ kim olduğunu bilmiyoruz. Savcı da hiç sorma gereği bile duymamıştı.

Bu ifade, operasyon yapılmadan çok önce akıllar takılan bir soruya da ışık tuttu aslında.

HEPSİ ENGELLENDİ, BİRİ HARİÇ!

Can Holding’in, Tekfen’in hisselerini toplayarak çoğunluğu ele geçirmeye çalıştığı uzun süredir haber oluyordu. Hatta Rekabet Kurulu müdahale etmiş ve bu işlemler için 10 milyon lira ceza kesmişti. Ancak operasyonun hazırlandığı günlerde hisse işlemlerine izin çıkmıştı.

Oysa Can Holding’in başka sektörlerdeki faaliyetlerine ‘bir şekilde izin’ verilmediği anlaşıldı. Mesela; Kalamış Yat Limanı ihalesini alamadı. F1 pisti ihalesini aldıktan sonra da sahte teminat mektubu verdiği anlaşıldı ve iptal edildi. Savcılığın soruşturmasından anladığımız kadarıyla Can Holding tüm bunları yaparken ‘kara para’ şüphesi altındaymış ve hakkında delil toplanıyormuş.

Anlaşılan bu süreçte bir tek Tekfen’i ele geçirmesi engellenmemiş! Neden acaba?

Şimdi türlü iddialar dolanıyor. İktidara çok yakın bazı isimlerin de dahil olduğu ‘hülleler’ yoluyla, ganimetin en kıymetlisinin paylaşılmaya başlanacağı ileri sürülüyor. Yakından izleyelim. Bakalım kimler çıkacak.