Getir-N11 stratejik ortaklığında bilinmeyenler, rekabet boyutuyla soru işaretleri yaratıyor

Her ne kadar Getir-n11 stratejik ortaklığının kapsamı belli değilse de, 7. madde kapsamında Rekabet Kuruluna bir başvurunun olup olmadığını henüz bilmiyoruz

Geçen yıl Rekabet Kanununda yapılan değişiklik ile Türk Rekabet Hukukuna önemli ölçüde yapısal değişikliğe gidildi ve Rekabet Kurumuna AB Hukukunda yer alan, 139/2004 sayılı Konsey Tüzüğünde belirtildiği gibi özellikle şirketlerin birleşme ve devralma boyutunda önemli yetkilere yer verildi. Bunlardan bir tanesi, 4054 sayılı Kanunun 7. maddesinde yapılan değişiklikle, yoğunlaşma analizlerinde bundan böyle hakim durum testi yerine “Etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması” testi getirilmesiydi.

Yasanın yeni haliyle şirketlerin, birleşme ve devralma durumlarında sadece hakim durum veya hakim durumun güçlenmesi ilkesine değil, aynı zamanda birleşme sonrası “etkin rekabet” önemli ölçüde azalıyor mu, ona bakılıyor. Örneğin hakim durum yaratmıyorsa bile, sektörde oyuncu sayısının azalması ile olası rekabet ihlalinin önü açılıyor mu? AB ülkelerinde birleşme ve devralmalarda uygulanan bu kriter artık bizim Kanunumuzda da yer alıyor. Zira sık sık tartışmalara neden olan hakim durum yaratmayan veya hakim durumu güçlendirmeyen hallerde de piyasadaki rekabeti etkileyebilecek yoğunlaşmalara artık bu yeni düzenleme ile Rekabet Kurumunun müdahale edebilme imkanı getirilmiştir.

Rekabet Kuruluna başvuru yapıldı mı?

Bu çerçeveden bakıldığında, dün gündeme getirdiğim Getir-n11 stratejik ortaklık konusunu bu yönü ile irdelememizde yarar var. Her ne kadar Getir-n11 stratejik ortaklığının kapsamı belli değilse de, 7. madde kapsamında Rekabet Kuruluna bir başvurunun olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Eğer Kuruma bu yönde bir başvuru yoksa Getir-n11 stratejik ortaklığı havada kalıyor. Yani hukuki bir anlamı yok.

Stratejik ortak olduklarını açıklayan her iki şirketin ciroları, Rekabet Kurumunun yayınlamış olduğu birleşme ve devralma tebliğinde belirtilen eşikleri aşıyor. Yani tebliğ kapsamında bu ortaklık Rekabet Kurulunun iznine tabi. Diğer taraftan, Getir’in n11‘e stratejik ortak olması sonucunda kontrol değişiyorsa -ki değişeceğini anlıyoruz- bu durumda Rekabet Kurulunun konuya müdahale edip piyasada rekabeti etkileyebilecek bir işlem olarak değerlendirmesi gerekiyor.

Gözler Rekabet Kurulunda

Bu stratejik ortaklığın hukuki geçerlilik kazanabilmesi için, Rekabet Kuruluna başvuru yapılmış, Rekabet Kurulunun da izin vermiş olması gerekiyor. Rekabet Kuruluna başvuru varsa, Rekabet Kurulu inceleme safhasında sözünü ettiğim, AB uyumlu yeni değişiklik maddesi olan “Etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması” sonucunu doğuruyor mu doğurmuyor mu yönüyle de, yasa koyucunun düşüncesine paralel bir süzgeçten geçirecektir. Stratejik ortaklığın boyutu nedir? Bu bir birleşme mi, yoksa devralma mı? Bu yönüyle de incelenecek. Tabii ki hakim durum boyutuna da bakacaktır. Ancak bu stratejik ortaklıkta hakim durumdan ziyade, etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması boyutu önem kazanmaktadır. Kurumda yetkinliklerini kanıtlamış uzmanların varlığını bildiğim için başvuruyu bu yönüyle irdeleyeceklerini düşünüyorum.

Yok, eğer Getir-n11 stratejik ortaklığı bu girişimleri için Kuruma izin başvurusunda bulunmamışlarsa, Rekabet Kurumunun konuyla ilgili olarak medyaya yansıyan açıklamalara istinaden derhal inceleme başlatması gerekir.

Çimento karteli tam gaz

Çimento kartelinden beklenen geri adım gelmedi ve 50 TL’lik zam faturalara yansıtılmaya başlandı. Onlar da haklı. Hesap soran yok. Rekabet Kurumunun daha önemli işleri var.

Hayırlı uğurlu olsun diyelim.

Çimentonun bir yıldaki maliyet artışlarını onların verdiği ölçüde yaptığımız hesaplamalarla yüzde 80 e dayandığını ortaya koymuştum. Buna mukabil tonu bir yılda nakliye dahil 170 liradan 370 liraya çıktığını da biliyoruz.

Şimdi çimento karteline soruyoruz. Bu hesaplamalara göre her türlü maliyet artışları çıktıktan sonra cebinize net yüzde 40 kar kalıyor mu, kalmıyor mu? Kalıyorsa güle güle harcayın. Yok kalmıyor, bu hesap yanlış diyorsanız, havuzunuzu da kullanarak büyük büyük danışmanlarınızı, hesap uzmanlarınızı ve de unvanlı yöneticilerinizi de yanınıza alın ve gelin kamuoyunun karşısına çıkalım. Hem maliyetlerinizi kuruşu kuruşuna, hem de kartel sonucu oluşturduğunuz satış fiyatları ile rekabet ihlallerinizi tartışalım. Belki de beni mahcup edersiniz. Böyle bir durumda ben de kamuoyunun önünde sizden özür dilerim. Yok, ben sizi mahcup ettirirsem, siz de kamuoyu önünde inşaatçılardan özür diler ve fiyatları makul düzeye çekersiniz.

‘Rehavet kurulu’na dönüşen Rekabet Kurulu ne yapıyor?

Bu başlığı atarken içim sızladı. Zira kendi kurduğum bir kuruma bu ismi kullanmam içimi acıtıyor. Üstelik şu an bile hem Kurulda, hem de meslek personeli olarak çok değerli uzmanların varlığını biliyorum. O kurumun kuruluşundaki zorlukları yaşamış biri olarak, günden güne güvenirlik açısından irtifa kaybettiğine üzülüyorum.

1997 yılında, gözde Üniversitelerimizin dereceye giren mezunları, asla torpil olmadan sınavla uzman olarak alındılar. Terfi ve atamalarda sadece yetkinlik ve liyakat ön şartı vardı. Hak edenler hak ettikleri makamlara geldi. Hiç kimseye hak etmedikleri 6400 ek gösterge verilmedi.

Liyakat yerlerde sürünüyor

Sonraki dönemlerde sekreterler, lise mezunu (Bu amaçla sonradan Açık öğretimi bitiren) özel kalem müdürleri, kurumda arkası olan avukat ve diğer bazı unvanlı kişilere 6400 göstergeli Başkan Başdanışmanlıkları ulufe gibi dağıtıldı. Acaba Kurum Başkanları böyle başdanışmanlık verdikleri kişilere ne danışıyor, onların hangi fikirlerinden, hangi özelliklerinden yararlanıyor, merak ediyorum doğrusu.

Kurum dışından rekabetin R’sinden bihaber kişiler 6400 ek göstergeli unvanlar verilerek kuruma alındılar. Kurum Başkan Yardımcılıklarına, Daire Başkanlıklarına ve de Hukuk Başmüşavirliğine işe başladıkları güne kadar rekabetin ne olduğunu bilmeyen, rekabet hukuku ile bir tek gün ilişkisi olmayan kişiler, hatta Belediye Başkanları atandı. Üstelik Başkan Yardımcılıkları, Hukuk Baş müşavirliği için Kurumdan yetişen, rekabet hukukunu bilen bunca yetkin, yetişmiş ve hak eden uzman varken Kurumda. Denilebilir ki, Rekabet Uzmanlarından da üst göreve getirdiğimiz kişiler var. Evet var, doğru. Onları da gördük. Kurumda bunca kıdemli Uzman, Baş Uzman varken, iki gün önce Uzman olan kişiler Daire Başkanı yapıldı. İşte bunlar yanlış. Bunlar Kurumun güvenirliğini tartışmalı hale getiriyor. Yazık değil mi, o genç ve başarılı mezunların hayalini süsleyen kurum ne hale geldi bugün!

Şimdi anlıyor musunuz kamuoyunda Kurumun algısını? Ama bunu düşünen de, umursayan da yok.

Onun içindir ki, Rekabet Kurumu kan kaybediyor, irtifa kaybediyor.

Yüksek yargı kararı ile sabıkaları tescil edilen Çimento sektörü bile Rekabet Kurumunu takmıyor. Birleşme ve devralma için izin alma zorunluluğu olan sektörlerin bile Rekabet Kurumu umurunda değil. Sektördeki yerli ve milli rakip firmaları piyasadan silmeye çalışan Sözde! Türkiye’nin, ama özde Çinli AliBaba’nın Trendyol‘unu dizginleyeceğine, soruşturmasını kapatan Daire Başkanı Hatice Yavuz’un Trendyol’a transferini teşvik ediyor. Ardından da hülle ile iki ayrı uzmanı daha bu kişinin yanına dolaylı olarak gönderiyor.

Bunu yapan kim? Bizzat Kurum Başkanı Birol Küle. Nereden mi biliyorum? Daire Başkanı Hatice Yavuz’un Trendyol’un tepe yöneticisinin talebi üzerine Sayın Küle tarafından önerildiğini bilmeyen yok. Arzu edilirse bunun detaylarını da yazabilirim.

Kurum Başkanı Birol Küle‘nin şunu mırıldandığını duyar gibiyim: “Bizi haksız yere  eleştiriyorlar. Aslında biz hem Trendyol’a, hem de çimento sektörüne soruşturma açtık. Bu soruşturmalar devam ediyor.”

Doğrudur. Dostlar alışverişte görsün diye açılan iki soruşturma. Çimento kartelinin bir araştırması var ve bir de devam eden soruşturması diye yazmıştım. Ancak çimento karteli özellikle Marmara bölgesi, Ankara ve İzmir bölgesinde resmen piyasayı bölüştüğü ve fiyat birlikteliği başta olmak üzere hakim güçlerini kötüye kullandığına dair yeni iddialar var. Yenilir yutulur cinsinden değil. İnşaat müteahhitleri boykota hazırlanıyor. Burada Rekabet Kurumuna düşen görev, sektöre yönelik res’en soruşturma açmak ve kapsamlı bir soruşturma sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı ile çimento fiyatlarını makul düzeyde tutulmasını sağlayan bir karar vermesi değil midir?

Rekabet Kurumunun geçmişte açtığı ve 6 aydır devam ettiği, muhtemelen 6 ay daha uzatma kararı vereceği, Bastaş, Limak, Oyak, Votorantim, As, Göltaş, Konya, Küpeliler ve Çimsa hakkında devam eden soruşturması örnek gösteriliyor. İyi de, yeni bir durum var. Sektörde ciddi anlamda 4054 sayılı Rekabet Kanununun 4. ve 6. maddesindeki yasakları ihlal almış başını gidiyor.

Sektörde bir yılda fiyatlar yüzde 120 artmış. Oysa maliyetler en fazla yıllık yüzde 80 artmış. Devlete iş yapan müteahhitler bağırmıyor ama onlar da Hükümetten “Fiyat farkı kararnamesi” bekliyor. Yani bu artış farkını haklı olarak Devletten istiyor. Devlet bunu nereden verecek? Tabii ki bu para 84 milyon vatandaşın cebinden çıkacak. Öte yandan enflasyon verileri bugün açıklandı. Türkiye’de resmen enflasyon oranı yıllık yüzde 19,25. Peki bu enflasyon neden artıyor. Fiyat artışlarından. Rekabet Kurumu da başta çimento karteli olmak üzere enflasyonu arttıran ana kalemlerin üreticileri yerine, soğan ve patates üreten çiftçinin veya toptancısının depolarına baskın yapıyor, onlar hakkında soruşturma açıyor.

Başkan Küle meşgul, işi var

Kendisini görünce ayağa kalkmayan güvenlik görevlisini İstanbul’a süren, ne özelliği olduğunu bilemediğimiz bir uzmana odası varken Başkanlık katında da ikinci oda tahsis eden, odasını boşalt emrini tebellüğ etmeye gelen Başkan Yardımcısı Başkanlığındaki heyete “Alın odanızı kı…za sokun” diyen Kadın Uzmanı 6400 ek gösterge ile Ankara’dan yönetecek İstanbul Temsilcisi yapan, Rekabetin R harfinden bihaber, üç dönem bir Anadolu kasabasında Belediye Başkanlığı yapan ve memuriyet hayatı olmayan, pardon, sırf bu amaçla Samsun Su ve Kanalizasyon İşlerinde bir gün memur yapılan birini Kuruma Hukuk Başmüşaviri tayin eden bir Kurum Başkanından bahsediyoruz. Anladınız mı şimdi, başta Çimento karteli ve Çinli AliBaba’nın Trendyol’u olmak üzere firmaların neden bu kadar rahat davrandığını? Ve ülkede bu ülkede nasıl bu kadar kolay at koşturduklarını? Çünkü Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle‘nin işleri başından aşkın, rekabet ihlallerine bakacak zamanı yok.

Rekabet Kurumu, açtığı ve açacağı soruşturmalarda firmaların canını acıtacak maddi cezalar verilmedikçe caydırıcı olmaz. Çünkü rekabet ihlali ile kasasına haksız yere 100 milyon dolar indiriyor, bunun sonucu 10 milyon dolar ceza veriliyorsa bu caydırıcı olmaz, özendirici olur. Ama rekabet ihlali sonucu 100 milyon dolar kasasına indiriyorsa, buna karşın 200 milyon dolar (cironun yüzde 10’unu aşmayacak şekilde) ceza verirsen kimse bir daha rekabet ihlali yapmaz.