<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Yargı Kararları &#8211; TÜRDER</title>
	<atom:link href="https://www.turder.org/category/yargi-kararlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.turder.org</link>
	<description>Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Derneği</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 May 2016 07:53:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Satın Alınan Dairedeki Yapım Hatasından Kaynaklanan Uyuşmazlık</title>
		<link>https://www.turder.org/satin-alinan-dairedeki-yapim-hatasindan-kaynaklanan-uyusmazlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:53:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=910</guid>

					<description><![CDATA[Satın alınan dairedeki yapım hatasından kaynaklanan uyuşmazlık 4077 kapsamındadır. T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2009/4943 K. 2009/6642 T. 11.5.2009 ÖZÜ : Dava, satın alınan dairedeki yapım hatasından kaynaklanan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Somut olayda davacının satın aldığı bağımsız bölümü oturmak amacıyla aldığı anlaşıldığına göre, davacının tüketici olduğunun kabulü gerekir. Şu durumda yargılamanın da özel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;">Satın alınan dairedeki yapım hatasından kaynaklanan uyuşmazlık 4077 kapsamındadır.</h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2009/4943 K. 2009/6642 T. 11.5.2009</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZÜ : </strong>Dava, satın alınan dairedeki yapım hatasından kaynaklanan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Somut olayda davacının satın aldığı bağımsız bölümü oturmak amacıyla aldığı anlaşıldığına göre, davacının tüketici olduğunun kabulü gerekir. Şu durumda yargılamanın da özel yetkili Tüketici Mahkemesinde yapılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA VE KARAR : </strong>Davacı Şükrü vekili tarafından, davalı Hamit aleyhine 18.03.2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen 18.02.2009 günlü kararın Yargıtay&#8217;ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:</p>
<p style="text-align: justify;">Dava, satın alınan dairedeki yapım hatasından kaynaklanan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, dava husumet nedeniyle reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davalının müteahhit olduğu, yaptığı daireleri satışa sunduğu, yine kendisinin yaptığı ve dava dışı kardeşi İlyas adına kayıtlı 127 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 15/140 payı ( bağımsız bölümü ) kardeşine vekaleten davacıya sattığı anlaşılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yerel mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılama yapılarak karar verilmiştir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa ile tüketiciler ile satıcı ve üretici firma arasındaki mal alım satımından kaynaklanan anlaşmazlıkların çözümü ile ilgili yeni kurallar getirilmiş ve bunlardan kaynaklanan davalara bakma görevi de aynı Yasa&#8217;nın 23. maddesi gereğince özel bir yargılama usulü ile Tüketici Mahkemelerine verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Somut olayda davacının satın aldığı bağımsız bölümü oturmak amacıyla aldığı anlaşıldığına göre, davacının tüketici olduğunun kabulü gerekir. Şu durumda yargılamanın da özel yetkili Tüketici Mahkemesinde yapılması gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında yargıç tarafından kendiliğinden gözetilir. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 11.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözleşmedeki Haksız Şartlar</title>
		<link>https://www.turder.org/sozlesmedeki-haksiz-sartlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:51:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=908</guid>

					<description><![CDATA[Sözleşmedeki haksız şartlar, sözleşmenin tamamını geçersiz kılmaz; hakkaniyet gereği haksız şart niteliği taşıyan hükümler uygulanmaz. T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/11428 K. 2005/17306 T. 23.11.2005 Özü: Sözleşmedeki temerrüt faizi ile ilgili oranların banka tarafından sonradan tek taraflı belirlendiği kabul edildiğine göre, bu nedenle sözleşme hükümleri tamamen geçersiz sayılmamalı, banka veya kredi kuruluşlarının ilgili yasa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;">Sözleşmedeki haksız şartlar, sözleşmenin tamamını geçersiz kılmaz; hakkaniyet gereği haksız şart niteliği taşıyan hükümler uygulanmaz.</h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/11428 K. 2005/17306 T. 23.11.2005</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Özü:</strong> Sözleşmedeki temerrüt faizi ile ilgili oranların banka tarafından sonradan tek taraflı belirlendiği kabul edildiğine göre, bu nedenle sözleşme hükümleri tamamen geçersiz sayılmamalı, banka veya kredi kuruluşlarının ilgili yasa hükümleri içerisinde faaliyet gösterip para alıp satan kurumlar olduğu da gözetilerek, bankanın sözleşme ile kendisine tanınan faiz oranlarını tek taraflı belirleme ve arttırma ile ilgili yetkisini, hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde kullanıp kullanmadığının belirlenmesi ve isteyebileceği temerrüt faiz oranlarının tespiti gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA </strong>ve <strong>KARAR : </strong>Davacı, davalının kredi kartı borçlarını ödemediği gibi, aleyhine girişilen icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalılar, davaya cevap vermemiş, icra takibine itirazlarında; faiz oranının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, geçersiz sözleşme hükümlerine göre ceza ve faiz istenemeyeceği, ancak yasal faiz istenebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Dava, İİK&#8217;nın 67. maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, süresinde ödenmeyen kredi kartı borçlarına uygulanacak temerrüt faizinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen 21.01.1998 tarihli kredi kartı sözleşmesi uyarınca, davalıya verilen kredi kartı harcamaları nedeniyle doğan borçların ödenmesi 06.02.2002 tarihli ihtarname ile talep edilmiş, davalı tarafından ödenmemesi üzerine de 27.08.2002 tarihinde icra takibine girişilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">14.03.2003 tarihinde yayınlanarak 15.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Yasanın 6. ve 10. maddeleri ile Tüketici Kredi Sözleşmelerinin kurulması ile ilgili bazı şekli şartların getirildiği açık ve belirgindir. Ne var ki, maddi hukuka ilişkin bu değişiklikler nedeniyle önceden kurulmuş ve ifa edilmiş tüm sözleşmelerin geçersiz hale geldiğini söylemek hukuken mümkün değildir. Sözleşmenin öncelikle ayakta tutulması, genel ilke olduğu gibi, şayet sözleşme şartlarından birinin tüketici aleyhine haksız şart olduğu sonucuna varılırsa, sözleşmenin kısmen veya tamamen ifa edilmiş olup olmamasına göre sözleşmenin tamamen geçersiz sayılması yerine, o sözleşme hükmünün hukuk ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde edimler ve menfaatler dengesi içerisinde düzeltilmesi cihetine gidilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak, sözleşmedeki temerrüt faizi ile ilgili oranların banka tarafından sonradan tek taraflı belirlendiği kabul edildiğine göre, bu nedenle sözleşme hükümleri tamamen geçersiz sayılmamalı, banka veya kredi kuruluşlarının ilgili yasa hükümleri içerisinde faaliyet gösterip para alıp satan kurumlar olduğu da gözetilerek, bankanın sözleşme ile kendisine tanınan faiz oranlarını tek taraflı belirleme ve arttırma ile ilgili yetkisini, hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde kullanıp kullanmadığının belirlenmesi ve isteyebileceği temerrüt faiz oranlarının tespiti yoluna gidilmelidir. Böyle olunca, mahkemece, davalının temerrüde düştüğü tarih itibariyle diğer bankaların aynı neviden kullandırdığı kredilerin faiz oranları araştırılmalı, diğer ekonomik etkenler de nazara alınmak suretiyle menfaatler dengesine uygun faiz oranı saptanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Yukarıda ( 1 ) nolu bentte yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.11.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otomobilde Meydana Gelen Boya Dökülmesi</title>
		<link>https://www.turder.org/otomobilde-meydana-gelen-boya-dokulmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:49:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=906</guid>

					<description><![CDATA[Otomobilde meydana gelen boya dökülmesi gizli ayıptır. T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2010/4865 K. 2010/16036 T. 2.11.2010 ÖZÜ : Davacının, dava konusu aracın belli bölgelerinde boya dökülmesinin bulunduğu şikâyetiyle 12.09.2008 tarihinde servise başvurduğu, 25.03.2009 tarihli bilirkişi raporu ve 29.07.2009 tarihli bilirkişi heyeti raporundan araçtaki kusurun üretim aşamasındaki imalat hatasından kaynaklandığı, dış etkenlerle veya haricen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;">Otomobilde meydana gelen boya dökülmesi gizli ayıptır.</h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2010/4865 K. 2010/16036 T. 2.11.2010</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZÜ :</strong> Davacının, dava konusu aracın belli bölgelerinde boya dökülmesinin bulunduğu şikâyetiyle 12.09.2008 tarihinde servise başvurduğu, 25.03.2009 tarihli bilirkişi raporu ve 29.07.2009 tarihli bilirkişi heyeti raporundan araçtaki kusurun üretim aşamasındaki imalat hatasından kaynaklandığı, dış etkenlerle veya haricen yapılan müdahalelerle oluşmasının mümkün olmadığı, gizli ayıp niteliğinde olduğu, kullanım hatasının bulunmadığı, bu kusurların aracın değerini ve ondan beklenen faydayı azaltacağı anlaşılmış olup, dava konusu aracın yenisi ile değiştirilmesi koşulları oluşmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA ve KARAR :</strong> Taraflar arasındaki ayıplı mal satışı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p style="text-align: justify;">Davacı, davalı Doğuş Otomotiv..A.Ş&#8217;nin ithalatçısı olduğu Wolksvagen marka aracı, 16.06.2008 tarihinde diğer davalı Sardur..Ltd.Şti&#8217;den satın aldığını, kısa süre sonra kaporta üzerindeki boyaların dökülmeye başladığını, defalarca servise ve satıcıya başvurmasına rağmen bir çözüm bulunamadığını, araçta imalat hatası bulunduğunu, aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek, aracın ayıpsız yeni misli ile değiştirilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000-TL maddi tazminatın ve 2.500-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı Doğuş Otomotiv A.Ş, araçta ayıp bulunmadığını, boya dökülmesinin dış etkenlerden kaynaklandığını savunarak, davanın reddini dilemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, araçtaki boya dökülmesinin aracın kullanılmasını engelleyici nitelikte olmadığı, gizli ayıp, mekanik arıza ya da imalat hatasından bahsedilemeyeceği, kaldı ki dava konusu kapalı kasa kamyonetin ticari araç olduğu, davacının Tüketicinin Korunması hakkındaki Kanun çerçevesinde bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">2-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde &#8220;&#8221;Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar&#8221;&#8221; hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Somut uyuşmazlıkta, dosya içinde bulunan motorlu araç trafik belgesinde aracın, kullanım amacının &#8220;ticari&#8221; değil, &#8220;hususi&#8221; olduğunun yazılı olduğu, bu nedenle aracın, ticari amaçla değil, hususi amaçla satın alındığı anlaşılmaktadır. Aynı belgede, &#8220;Kullanım Amacı&#8221; başlığı altında &#8220;yük nakli&#8221;nin işaretli olması da, sonuca etkili değildir. Kaldı ki, dava konusu aracın ticari amaçla satın alınıp kullanıldığı yönünde bir iddia da yargılama aşamasında taraflarca ileri sürülmemiştir. O halde taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. maddesi hükmü gereğince; tüketici, satın aldığı malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde satıcıdan, verdiği bedelin iadesini, ayıp nispetinde bedelin tenzilini, ayıbın giderilmesi için gerekli onarımın yapılmasını, son olarak da aracın yenisi ile değiştirilmesini isteyebilir. Tüketici, bu dört talep hakkından herhangi birisini tercihte serbesttir. Aynı Kanunun 13. maddesinin 3. fıkrasında da &#8220;Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yaralanmasının süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirin mümkün bulunmadığının anlaşılması halinde, 4. maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir&#8221; hükmü bulunmaktadır. Davacının, dava konusu aracın belli bölgelerinde boya dökülmesinin bulunduğu şikâyetiyle 12.09.2008 tarihinde servise başvurduğu, 25.03.2009 tarihli bilirkişi raporu ve 29.07.2009 tarihli bilirkişi heyeti raporundan araçtaki kusurun üretim aşamasındaki imalat hatasından kaynaklandığı, dış etkenlerle veya haricen yapılan müdahalelerle oluşmasının mümkün olmadığı, gizli ayıp niteliğinde olduğu, kullanım hatasının bulunmadığı, bu kusurların aracın değerini ve ondan beklenen faydayı azaltacağı anlaşılmış olup, dava konusu aracın yenisi ile değiştirilmesi koşulları oluşmuştur. Bu durumda mahkemece, talep gibi aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesi ve davacının maddi tazminat talebi açıklattırılarak, bu talep yönünden de hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ :</strong> Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kredi Kartı Borçlarında Gecikme Faizi</title>
		<link>https://www.turder.org/kredi-karti-borclarinda-gecikme-faizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:41:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=903</guid>

					<description><![CDATA[Kredi kartı borçlarında gecikme faizi , akdi faiz oranının %30 fazlasını geçemez. T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/12234 K. 2005/15214 T. 17.10.2005 ÖZÜ : 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10/A maddesi yollamasıyla kredi kartlarında da uygulanması gereken aynı yasanın 10/f maddesi gereğince kredi kartı borçlarında gecikme faizi, akdi faiz oranının %30 fazlasını geçemez. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;">Kredi kartı borçlarında gecikme faizi , akdi faiz oranının %30 fazlasını geçemez.</h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/12234 K. 2005/15214 T. 17.10.2005</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZÜ : </strong>4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10/A maddesi yollamasıyla kredi kartlarında da uygulanması gereken aynı yasanın 10/f maddesi gereğince kredi kartı borçlarında gecikme faizi, akdi faiz oranının %30 fazlasını geçemez. Bu nedenle mahkemece anılan kanunun yürürlük tarihinden itibaren kredi kartı borcuna en fazla akdi faizin %30 fazlası üzerinden gecikme faizi uygulanabileceğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA ve KARAR : </strong>Davacı, davalının Bonus Kart ve Shop Miles kredi kartı üyelik sözleşmelerini imzaladığını, borcunu ödemediğini, başlatılan icra takibine de kısmen itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı, istenen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, takibin toplam 1.163.639.493 TL&#8217;lık kısmına davalının yaptığı itirazın iptaline, 1.163.639.493 TL&#8217;nın %40&#8217;ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Davanın açılmasından sonra yargılama sırasında 6.3.2003 tarihinde kabul edilen ve 6.6.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4882 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10/A maddesi yollamasıyla kredi kartlarında da uygulanması gereken aynı yasanın 10/f maddesi gereğince kredi kartı borçlarında gecikme faizi, akdi faiz oranının %30 fazlasını geçemez. Bu nedenle mahkemece anılan kanunun yürürlük tarihinden itibaren kredi kartı borcuna en fazla akdi faizin %30 fazlası üzerinden gecikme faizi uygulanabileceğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.</p>
<p style="text-align: justify;">3- İtirazın iptali davasında inkar tazminatına itiraza uğrayan ve mahkemece itirazın iptaline karar verilen asıl alacak miktarı üzerinden hükmedilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden itiraza uğramayan alacak üzerinden inkar tazminatına karar verilmiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 17.10.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaçak Elektrik Kullanımından Doğan Tazminat</title>
		<link>https://www.turder.org/kacak-elektrik-kullanimindan-dogan-tazminat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:38:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=901</guid>

					<description><![CDATA[Kaçak elektrik kullanımından doğan tazminat 4077 kapsamında değildir. T.C. YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E. 2010/900 K. 2010/2152 T. 13.4.2010 ÖZÜ: Dava konusu; haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf davalıların meskende kaçak elektrik kullandıklarını ve aboneliklerinin olmadığının tespit edildiğini iddia etmiştir. 4077 sayılı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;">Kaçak elektrik kullanımından doğan tazminat 4077 kapsamında değildir.</h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E. 2010/900 K. 2010/2152 T. 13.4.2010</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZÜ:</strong> Dava konusu; haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf davalıların meskende kaçak elektrik kullandıklarını ve aboneliklerinin olmadığının tespit edildiğini iddia etmiştir. 4077 sayılı yasaya göre davanın tüketici mahkemelerin görevine girmesi için yasanın amacı içerisinde ve taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin hukuki bir işlem olması gerekir. Ancak dava konusu abonelik olarak kaçak elektrik kullanılması olması sebebiyle görevli mahkeme genel mahkemelerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA ve KARAR : </strong>Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay&#8217;ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:</p>
<p style="text-align: justify;">Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece davanın tüketici mahkemesinin görevine girdiği gerekçesi ile dava dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç, davanın niteliğine, dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun&#8217;un &#8220;Kapsam&#8221; başlıklı 2.maddesinde &#8220;Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar&#8221; hükmüne yer verildikten sonra aynı Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri, tüketici ise; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade ettiği belirtilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir hukuki ilişkinin 4077 sayılı Yasa kapsamında olduğunun kabulü için, yasanın amacı içerisinde ve yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin hukuki bir işlem olması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Somut olaya gelince; davacı taraf, davalıların abone olmadan meskende kaçak elektrik kullandıklarının tespit edildiğini öne sürmüştür. Taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin hukuki bir işlem bulunmaması, abonesiz olarak kaçak elektrik kullanılması karşısında, dava konusu olayda 4077 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, davanın genel mahkemede görülmesi gerektiği kuşkusuzdur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Hal böyle olunca, mahkemece taraf delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası yönünden bir hüküm verilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 82,80 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 13.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araç Kredisine Kefillikten Doğan Uyuşmazlık</title>
		<link>https://www.turder.org/arac-kredisine-kefillikten-dogan-uyusmazlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=899</guid>

					<description><![CDATA[Araç kredisine kefillikten doğan uyuşmazlık, 4077 kapsamında olup, davaya Tüketici Mahkemesinde bakılır. T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/3669 K. 2005/6633 T. 19.4.2005 ÖZÜ : Davacı, dava dışı İzzet İkiz&#8217;in davalı bankadan araç kredisi kullandığını, kendisinin de sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, araç üzerine davalı banka lehine rehin konulduğunu, İzzet İkiz&#8217;in bir başka borcu nedeniyle İzzet&#8217;e [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;">Araç kredisine kefillikten doğan uyuşmazlık, 4077 kapsamında olup, davaya Tüketici Mahkemesinde bakılır.</h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/3669 K. 2005/6633 T. 19.4.2005</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZÜ</strong> : Davacı, dava dışı İzzet İkiz&#8217;in davalı bankadan araç kredisi kullandığını, kendisinin de sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, araç üzerine davalı banka lehine rehin konulduğunu, İzzet İkiz&#8217;in bir başka borcu nedeniyle İzzet&#8217;e karşı dava dışı Vakıfbank tarafından icra takibi başlatılıp aracın satıldığını, bedelinin davalı bankaya aktarıldığını, kefilliği nedeniyle kendisinin de davalıya 2.000.000.000 TL daha ödemesine rağmen davalının mallarını haczettirdiğini ileri sürerek borçsuzluğun tespitine %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Somut uyuşmazlıkta davacının kefili olduğu dava dışı kişi ile davalı banka arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında bulunması nedeniyle menfi tespit davası Tüketici Mahkemesinde görülecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA ve KARAR</strong> : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:</p>
<p style="text-align: justify;"> Davacı, dava dışı İzzet İkiz&#8217;in davalı bankadan araç kredisi kullandığını, kendisinin de sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, araç üzerine davalı banka lehine rehin konulduğunu, İzzet İkiz&#8217;in bir başka borcu nedeniyle İzzet&#8217;e karşı dava dışı Vakıfbank tarafından icra takibi başlatılıp aracın satıldığını, bedelinin davalı bankaya aktarıldığını, kefilliği nedeniyle kendisinin de davalıya 2.000.000.000 TL daha ödemesine rağmen davalının mallarını haczettirdiğini ileri sürerek borçsuzluğun tespitine %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı, davanın reddini dilemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davacının davalıya 2.237.672.031 TL asıl alacak olmak üzere toplam 4.487.861.309 TL borçlu olduğunun tespitine kara verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1- 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde &#8220;Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar&#8221; hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, &#8220;hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet&#8221; olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 10. maddesi &#8220;Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir&#8221; düzenlemesi getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacının kefili olduğu dava dışı kişi ile davalı banka arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Dörtyol&#8217;da ayrıca Tüketici Mahkemesi var ise veya Tüketici Mahkemesi olmadığı gibi tüketici davalarına bakmaya Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi de yetkili kılınmamışsa dava dilekçesinin görev yönünden reddi şayet ayrı bir Tüketici Mahkemesi bulunmayışından dolayı tüketici davalarına bakmaya Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili kılınmışsa ara kararı verilerek davaya Tüketici Mahkemesi niteliği ile bakılması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">2- Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ</strong> : ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.04.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aldatıcı Reklamlar ile Sağlanan Hizmet</title>
		<link>https://www.turder.org/aldatici-reklamlar-ile-saglanan-hizmet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:23:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=894</guid>

					<description><![CDATA[Aldatıcı reklamlar ile sağlanan hizmet ayıplı kabul edilir. T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/2749 K. 2003/5860 T. 12.5.2003 ÖZÜ : Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici reklam ve ilamlar yapılması da yasaktır. Aldatıcı reklamlar ile sağlanan hizmet ayıplı kabul edilir. Bu durumda, davacıların sözleşmeyi feshetmeleri haklıdır. Davacılar ödedikleri bedelin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><strong>Aldatıcı reklamlar ile sağlanan hizmet ayıplı kabul edilir.</strong></h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/2749 K. 2003/5860 T. 12.5.2003</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZÜ : </strong>Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici reklam ve ilamlar yapılması da yasaktır. Aldatıcı reklamlar ile sağlanan hizmet ayıplı kabul edilir. Bu durumda, davacıların sözleşmeyi feshetmeleri haklıdır. Davacılar ödedikleri bedelin ve henüz ödenmemiş senetlerle mükerrer olarak düzenlenen senetlerin iadesini isteyebilirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA : </strong>Taraflar arasındaki sözleşme iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili avukat Şenol Alaattin Işık geldi diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KARAR : </strong>Davacılar, davalı ile 5.8.1999 tarihli devre tatil sözleşmesi yaptıklarını, devre tatil hakkını 2001 yılında kullandıklarını, ancak davalının tanıtım broşüründe vaad ettiği bir çok unsurun dava konusu tesiste bulunmadığını öne sürerek ayıplı hizmet nedeniyle sözleşmenin geçersizliğine ödedikleri 3300 dolar ile 210.000.000 liranın ve henüz ödenmemiş senetlerle, mükerrer düzenlenen senetlerin iadesine karar verilmesini istemişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı, davaya cevap vermemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davacılar, davalıyla yaptıkları devre tatil sözleşmesi gereğince devre tatil hakkını kullandıklarını belirtmişler ancak ayıplı hizmet nedeniyle sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi için bu davayı açmışlardır. Davacılar 11 Ağustos- 18 Ağustos 2001 tarihleri arasında devre tatil hakkını kullandıktan sonra tatilden dönüşte durumu davalı şirkete bildirmişler, daha sonra da 3.9.2001 tarihli ihtarnameyi göndererek, ödedikleri paranın ve verdikleri senetlerin iadesini istemişlerdir. Yargılama sırasında, davacıların tatil yaptıkları davalıya ait tesislerde keşif yapılmış olup bilirkişi raporunda, tanıtım broşüründe vaad edildiği halde tesiste bulunmayan özellikler sayılmıştır. Tanıtım broşüründe davalıya ait tesiste 12 km.ye varan kayak pistlerinin evlerin içinde şöminenin, kapalı yüzme havuzunun, beş yıldızlı bir otelin bulunduğu belirtildiği halde bunların dava konusu tesiste bulunmadığı anlaşılmıştır. Keza tanıtım broşüründe resimleri basılı olan futbol-voleybol-basketbol sahalarının, dava konusu tesiste aynı kalitede olmadığı da yine bilirkişi raporunda açıklanmıştır. Şu halde davalının verdiği hizmet 4077 sayılı yasanın 4/1 maddesinde tanımlanan ayıplı hizmettir. Ayrıca 4077 sayılı yasanın 16. maddesi gereğince tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici reklam ve ilamlar yapılması da yasaktır. Davacıların sözleşmeyi feshetmeleri haklıdır. Bu durumda davacılar ödedikleri bedelin ve henüz ödenmemiş senetlerle mükerrer olarak düzenlenen senetlerin iadesini isteyebilirler. Ne var ki 4077 sayılı yasanın 4/5 maddesi gereğince ayıplı hizmetin yeniden görülmesi imkansızlaşmışsa veya amaca aykırı sonuçlar doğuracak nitelikte ise, bedel iadesinde, tüketicinin ayıplı hizmetten sağladığı fayda kadar indirim yapılır. Mahkemece davacıların tatil yaptıkları bir haftalık süreye ilişkin bedel konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile saptanarak, bu miktarın iade edilecek satış bedelinden tenzili gerekir. Yazılı şekilde davanın reddi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 12.5.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abonelik Sözleşmesinde Bir Tarafın Tacir Olması Durumu</title>
		<link>https://www.turder.org/abonelik-sozlesmesinde-bir-tarafin-tacir-olmasi-durumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=889</guid>

					<description><![CDATA[Abonelik sözleşmesini bir tarafı tacirse dava Tüketici Mahkemesinde görülmez. T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2004/2785 K. 2004/10619 T. 25.10.2004 ÖZÜ : Davalı tacir olduğuna göre Tüketici kapsamında sayılamayacağından davanın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması usule aykırıdır. DAVA ve KARAR : Davacı vekili, abone olan davalının işyerinde kullandığı elektrik fatura bedellerini ödememesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><strong>Abonelik sözleşmesini bir tarafı tacirse dava Tüketici Mahkemesinde görülmez.</strong></h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2004/2785 K. 2004/10619 T. 25.10.2004</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZÜ : </strong>Davalı tacir olduğuna göre Tüketici kapsamında sayılamayacağından davanın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması usule aykırıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA ve</strong> <strong>KARAR : </strong>Davacı vekili, abone olan davalının işyerinde kullandığı elektrik fatura bedellerini ödememesi nedeniyle tahsili için girişilen takibe itiraz edildiğini iddia ederek itirazının iptaliyle takibin devamına ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı vekili, davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını belirterek davanın reddiyle %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, davanın sözleşmeye dayalı olduğu ve ihtilafın abone sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde görevli ve yetkili İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair verilen hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı tacir olduğuna göre Tüketici kapsamında sayılamayacağından davanın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması usule aykırıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.10.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otomobil Alım-Satım Sözleşmesinde Yetkili Mahkeme</title>
		<link>https://www.turder.org/otomobil-alim-satim-sozlesmesinde-yetkili-mahkeme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:14:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=887</guid>

					<description><![CDATA[Otomobil alım-satım sözleşmesinin imzalandığı yer mahkemesi yetkilidir. T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/130 K. 2003/4708 T. 17.4.2003 ÖZET : Akid Bursa&#8217;da yapılmıştır. HUMK&#8217;UN maddeleri uyarınca Bursa mahkemeleri yetkilidir. Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. DAVA ve   KARAR : Davacı, davalılardan satın aldığı aracın arızalı çıktığını, hakem heyetinin değiştirilmesi gerektiğine karar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><strong>Otomobil alım-satım sözleşmesinin imzalandığı yer mahkemesi yetkilidir.</strong></h3>
<p style="text-align: justify;">T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/130 K. 2003/4708 T. 17.4.2003</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÖZET : </strong>Akid Bursa&#8217;da yapılmıştır. HUMK&#8217;UN maddeleri uyarınca Bursa mahkemeleri yetkilidir. Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA ve </strong>  <strong>KARAR : </strong>Davacı, davalılardan satın aldığı aracın arızalı çıktığını, hakem heyetinin değiştirilmesi gerektiğine karar verdiğini ileri sürerek aracın yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı, davanın reddini savunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davacı, davalılardan Opel Türkiye Ltd.Şti.nin ürettiği aracı, diğer davalı acenta Yüce Hünkar Ltd.Şti.den satın aldığını, arızalı çıkması üzerine değiştirme talebi ile bu davayı açmıştır. Davacının dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği Yüce Hünkar Ltd.Şti. Bursa&#8217;da faaliyet göstermektedir. Akid Bursa&#8217;da yapılmıştır. HUMK.nun 10. ve 9/2. maddeleri uyarınca Bursa mahkemeleri yetkilidir. Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.4.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Ayıplarda İhbar</title>
		<link>https://www.turder.org/gizli-ayiplarda-ihbar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2016 07:10:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yargı Kararları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.turder.org/?p=885</guid>

					<description><![CDATA[Gizli ayıplarda ihbar , Borçlar Hukuku Genel Hükümler uyarınca derhal yapılmalıdır. T.C.YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/5982 K. 2005/10357 T. 20.6.2005 Özü: Davacı davalıdan 28.8.2000 tarihinde satın aldığı aracın, gizli ayıplı olduğunu belirterek, iş bu davayı açmıştır. Davalı ise, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, istemiştir. Davacı, dava dilekçesinde 23.1.2003 tarihinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><strong>Gizli ayıplarda ihbar , Borçlar Hukuku Genel Hükümler uyarınca derhal yapılmalıdır.</strong></h3>
<p style="text-align: justify;">T.C.YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/5982 K. 2005/10357 T. 20.6.2005</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Özü:</strong> Davacı davalıdan 28.8.2000 tarihinde satın aldığı aracın, gizli ayıplı olduğunu belirterek, iş bu davayı açmıştır. Davalı ise, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, istemiştir. Davacı, dava dilekçesinde 23.1.2003 tarihinde Tüketici Hakem Heyetine müracaat ettiğini belirtmiş, olup, davacı ile davalı arasındaki yazışmaların tümü 2003 yılındadır. Davacının, 2003 yılından önce ayıbı davalı satıcıya bildirdiğine ilişkin, her hangi bir delil dosyada yoktur. Oysa davacı 30.9.2003 tarihli dilekçesinde, aracı aldığı ilk hafta ayıbın ortaya çıktığını belirtmiştir. 4077 sayılı kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre alıcı malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü ise de gizli ayıbın ne kadar sürede ihbar edileceğine dair yasada bir hüküm yoktur. Öyle olunca TKHK.nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanacaktır</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DAVA ve</strong> <strong>KARAR : </strong>Davacı, davalıdan satın aldığı aracın boyasının çıktığını öne sürerek, gizli ayıplı bu aracın yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Davalı, davanın reddini savunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">2-Davacı davalıdan 28.8.2000 tarihinde satın aldığı aracın, gizli ayıplı olduğunu belirterek, iş bu davayı açmıştır. Davalı ise, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, istemiştir. Davacı, dava dilekçesinde 23.1.2003 tarihinde Tüketici Hakem Heyetine müracaat ettiğini belirtmiş, olup, davacı ile davalı arasındaki yazışmaların tümü 2003 yılındadır. Davacının, 2003 yılından önce ayıbı davalı satıcıya bildirdiğine ilişkin, her hangi bir delil dosyada yoktur. Oysa davacı 30.9.2003 tarihli dilekçesinde, aracı aldığı ilk hafta ayıbın ortaya çıktığını belirtmiştir. 4077 sayılı kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre alıcı malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü ise de gizli ayıbın ne kadar sürede ihbar edileceğine dair yasada bir hüküm yoktur. Öyle olunca TKHK.nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanacaktır. Gizli ayıpların hangi sürede satıcıya ihbar edileceğine dair, TKHKda bir hüküm bulunmadığına göre, BK.nun bu konudaki 198/son maddesi hükmü uygulanacaktır. BK.nun 198/son maddesi gereğince &#8220;Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsa, derhal satıcıya ihbar edilmelidir. Aksi takdirde satılan, bu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur.&#8221; Şu halde davacı, BK.198/son maddesinde belirtildiği şekilde, gizli ayıbı derhal satıcıya ihbar etmemiştir. Dolayısıyla satılanı, bu ayıp ile beraber kabul etmiş sayılır. Mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapılmaması nedeniyle, davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ : </strong>Birinci bentte açıklanan nedenlerle, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 20.6.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
