ABD’ Lİ İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI MISIR ŞURUBU ÜRETEREK “TÜKETİCİLERİN” SAĞLIĞINA CİDDİ ZARARLAR VEREN ŞEKER “TEKELİ” CARGİLL’ İN MENFAATLERİ DOĞRULTUSUNDA TÜRK ŞEKER FABRİKALARI SATILIYOR

Mehmet Akkaya’nın köşe yazısından alıntı…

Türk Şeker Fabrikaları, ABD’li Cargill istedi diye mi satılıyor?

Bir sabah uyandık ki, Şeker Kurumu kapatılmış. AKP’nin Bakanları, 27 Kasım 2017 tarihinde Bakanlar Kurulu’nda karar alıyor, ne Meclis’e danışıyor ne de ilgili örgütlere, Türkiye’nin ulusal şeker sektörünü yönlendiren kurumu ortadan kaldırıyor. Meclis’te tartışılmasını da istemiyorlar. Kanun Hükmünde Kararname…

Neden kararname?

Şeker Kurumu’nun ulusal güvenlikle nasıl bir ilişkisi olabilir ki?

Ekonomide köşe taşı değerinde bir kurum neden Meclis’in tartışmasından kaçırıldı?

Taşeron işçisine kadro meselesi ve FETÖ’cülerin devletten atılması hakkındaki uzun metnin arasına sokuşturmanın sebebi ne?

Kimin ihtiyacı? Pancar üreticisi mi istedi? Şeker fabrikalarının önünü mü tıkıyordu?

Herkes şokta… Ulusal kaygılarla bir izahı olan varsa beri gelsin.

Hükümetin ağzını bıçak açmıyor. “Ben yaptım, oldu” diyor sadece.

cargill’in sunduğu

DİKKAT ÇEKEN İKİ RAPOR

Çok geçmedi, iki rapor sızdı ortalığa. Birinin adı “Ulusal Şeker Piyasası ve Düzenleyici Reform Arayışları”, diğerinin ise “Şeker Piyasası Mevcut Durum ve Değerlendirme Raporu.”

Raporların adına bakınca, bizim kurumlardan ya da sektördeki örgütlerden biri hazırladı sanırsınız. Ziraat Odaları, Ziraat Mühendisleri Odası, Pankobirlik, belki de Şeker-İş…

Hiçbiri değilmiş meğer.

Dahası, bırakalım Şekerle ilgili bu kurum olmasını, milli bir kurum bile değilmiş meğer.

Sıkı durun şimdi.

Raporu hazırlayan, Amerika’nın şeker tekeli Cargill…

Afalladınız değil mi?

Türkiye’nin şeker sektörü hakkında Bakanlara rapor hazırlayana bakar mısınız? Eğer hükümet, bu şirketten bu sektör için raporu kendisi istedi ise, milli skandaldır.

Yok, eğer hükümet istemedi de, şirket işgüzarlık yapıp kendiliğinden hazırladı ise, bu da başka bir skandaldır, küstahlıktan da öte durumdur.

Olay şu ki hükümete rapor hazırlayan, Türkiye’nin ulusal şeker sektörünü ele geçirmek, tasfiye etmek isteyen, bu uğurda aleyhindeki yüksek yargı kararlarını bile çiğneyecek kadar pervasız davranan Cargill şirketidir.

“İnsan sağlığına zararlı, gıdalarda kullanılması tehlikeli” diyen bilim insanlarının giderek çoğaldığı mısır şurubunu üreten şirkettir…

Bu şirketin ABD için önemini anlamak için şunu hatırlamak yeterlidir; Sene 2003. AKP Hükümete yeni gelmiştir. Taa Amerika’dan resmi olmayan bir konuk gelir ve özel görüşme yapar o günlerde.

Bu, ABD’nin eski başkanlarından George H. W. Bush’dur.

Yani Afganistan’ı işgal eden, yerine geçen oğlu da Irak’ı ışgal ederken ona yol gösteren Bush… Türkiye’ye geldiği günlerde Irak’ın işgali sürmektedir, Conilerin çizmeleriyle girdiği camiler, ırzına geçtiği kadınlar, kumlara gömülen on binlerce Arap, herkesin malumudur artık.

Türkiye’de kimsenin bilmediği Cargill’in önündeki kapılar, o görüşmeden sonra “açıl susam” misali açıldı, “fabrikalarınızı satın” diyecek küstahlık noktasına, döşenen taşların üstünde geldi.

CARGİLL ZİL TAKIP OYNAMAYACAK MI?

Şimdi de başka sorular geliyor akla;

Şeker fabrikalarımızın rakibi olan, şeker sektörümüzü tasfiye ederek pazarını ele geçirmeye çalışan, şeker fabrikalarımızın ürettiği pancar yerine mısır şurubu üreten bir şirkete, kendi şeker sektörümüz hakkında rapor düzenletmek hangi aklın işidir?

Bu durum, Afrin’de Amerika ve PKK’ya karşı savaşan Türk Ordusu’nun komutanları hakkında, ABD Genelkurmayı’ndan rapor istemeye benzemiyor mu?

Böyle bir yerin raporundan başka bir öneri çıkmayacağını anlamamak çok mu zor? Doğal olarak Cargill de diyor ki, “şeker sektörünüz zarar ediyor, satın, kapatın.” (Bu raporlardan bazı bölümleri sonraki günlerde bilginize de sunacağım.)

Sonuçta, Şeker Kurumu’nun kapatılmasındaki manayı daha milletçe çözememişken, başka bir vurgunla, pancara kotadan beter saldırıyla karşılaşıyor Türkiye’nin milli şeker sektörü. Şeker fabrikalarımızı satmaya kalkıyor hükümet. Hem de bir, üç değil, tam 14 fabrika…

Yine sorular;

1-) Türkiye’nin şeker fabrikalarını satmak, pancar üreticisine, melasçıya, süt üreticisine, damızlık sığır yetiştiricisine, şeker işçisine, velhasıl ulusal şeker sektörümüze nasıl bir yararı sağlayacak?

2-) Şeker fabrikalarımızı satarsanız, Cargill zil takıp oynamayacak mı?

3-) Sınırımıza, 5 bin TIR silah ve PKK ile dayanan Amerikan emperyalizmine karşı Türk Ordusu vatanımızı savunmak için kahramanca savaşır, hatta canını verirken, sadece bir Amerikan tekelinin işine yarayacağı aşikar olan bir işe kalkmayı izah edecek bir vatanseverlik var mı?